Anne Babalar İçin Çocuk Eğitimde Püf Noktalar




Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir.
Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
“Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.

3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.
 3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.
3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.
 3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.
 3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.
 3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.
 3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.
 3. Kendinizi Tanıyın:
                  Anne babalar kendi bireyselliklerinin farkına varmalıdırlar. Olumlu ve olumsuz yanlarının, yeteneklerinin, sınırlıklarının, geliştirmeye açık ya da törpülenmesi gerekli kişilik özelliklerini net biçimde tanımlayabilmelidirler. Benlik algısının gerçekçi ve sağlıklı olması ruh sağlığı ve sağlıklı-tutarlı davranışlar sergilemek bakımından önemlidir. Kişide “abartılı” ya da “özsaygı içermeyen” bir benlik algısı varsa aile ve diğer çevresi bundan olumsuz etkileneceği gibi kendi iç dünyası da dengeli olmayacaktır. O nedenle çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağan; kendinizi tanımanız ve olumlu kişilik özelliklerini karakterinize katmaktan vazgeçmemenizdir. Kendimizde yakaladığımız ve memnun olmadığımız özelliklerimizi kaç yaşında olursak olalım; değiştirebiliriz. Allah, insanlara yaşam boyu deişim ve gelişim fırsatı vermiştir. Yeter ki bu konuda istekli olun ve “kişisel değişim ve gelişim çabanızı” anlamlı ve gerekli bulun. Karakterinizi ve kişiliğinizi sürekli gözden geçirin. Her an yeni bilgilere ve deneyimlere açık olan, hevesli, dinamik, meraklı bir öğrenci olun hayatta. Yaşam boyu öğrencilik anlayışını benimsemeniz, kendinize özel bir dünya kurmanıza yardım edecektir. Kendinize ilgi alanları oluşturun. Hayatın içinde, kendinize eşiniz ve çocuklarınız dışında da ilgi duyduğunuz ve sizi heyecanlandıran meşguliyetler bulun.
4. Aileniz İçin Nezih Bir Çevre Oluşturun:
                  Aile çevrenizi dikkatle seçin. Unutmayın siz ve aileniz önemlidir, o nedenle  “bu özel dünyaya” girme hakkını herkese kolayca sunmayın. İyi özelliklerle donanmış, nitelikli şahsiyet sahibi insanlarla oturup kalkın. Arkadaşlık ettiğiniz kişi size ve dünyanıza bir şey katmıyorsa, en azından size kendinizi “özel”, “değerli” ya da “iyi” hissettirmiyorsa üstelik sizi üzüyorsa bu kişilerin “hayatınızın neşesinden” çalmalarına izin vermeyin, gerekirse yaşamınızdan çıkarın. Size ve çocuklarınıza ait kıymetli zamanı, duygu ve anlam dünyanıza hiçbir faydası olmayan boş insanlara ayırarak çar çur etmeyin. Aileniz herkesten kıymetlidir ve temel önceliğiniz aileniz olduğu için bu konuda ihtimam içinde olmak, sahip olduğunuz varsıllığın kıymetini bilmektir. Ufku geniş, özel kişiliklere rağbet edin. Rağbet ettiğiniz kişilerin, gün gelip kendilerine verdiğiniz emeğe asla hayıflanmayacağınız değerli kişiler olmasına dikkat edin. Nitelikli, kalbinden emin olduğunuz, samimi, içten, iyi niyetli, size ve değerler dünyanıza anlamlı katkılarıyla renk ve zenginlik getirecek insanlarla görüşün. Görüştüğünüz kişilerin farklı yaklaşımlarını, farklı görüş açılarını fark edin ve onlardan yararlanın. Herkesten öğreneceğiniz bir şeyleriniz olsun. Kendisinden öğrenecek bir şeyleriniz olmayan kişileri arkadaş edinmek kendinize özensiz davrandığınız anlamına gelir. Bazılarından dinlemeyi, bazılarından sır sahibi olmayı ve bazı kimselerden de sabırve şükrü, bazılarından iyilik yapmayı öğreniriz. Ancak “arkadaş” sıfatını verdiğiniz kişiden size yansıyan hiçbir değer ve özellik yoksa bu tip kişilerle arkadaşlığınızı ve o kişinin yaşamınızdaki yerini yeniden gözden geçirin. Katı ve kesin düşüncelerle pekiştirilmiş bir yaşam anlayışı olan, kendini geliştirmeyen insanlara aileniz içinde yer verirken iki kez düşünün. Ama sizin de başka insanların dünyasına katacak zenginliğiniz olsun. Bu açıdan varsıl olmak için çok okuyun, okuduklarınızı eleştirin, katıldığınız ve ayrıldığınız yerleri not edin; kendinizi, duygularınızı, yazılı ve sözlü ifade edin,  okuduklarınızda onayladığınız konuları yaşamınıza geçirin, iç dünyanızla ilgilenmeyi asla bırakmayın. İkili konuşmalarınızda kişiler üzerine konuşmaktan kaçının; olaylar ve fikirler üzerine konuşun. Kişiler üzerinde dönen sıradan konuşmaları aşabilmeniz anlamlı okumalar yapmanıza ve okuduklarınızı paylaşmanıza bağlıdır.
5. “Sevgi ve Saygı ” Kavramlarını İçselleştirin:
                  “Sevme ” kavramını birlikte vakit geçirmenin tadına vararak  içselleştirmek aile içi huzuru besleyen önemli bir konudur. Özellikle sevdiklerinize, sevginizi hissettirmeye gayret edin. Çocuklarınızın varlığına, onların size bahşedilmesine sonsuz şükran içinde olun. Onlarla birlikte olmayı gerçek ve eşsiz bir mutluluk olarak algılamalısınız. Çocuklarınızla ve ailenizle birlikte olduğunuz her andan keyif almayı öğrenin. “Her anımdan keyif alıyorum, şimdi burada çocuğumla-ailemle bunu yapmaktan mutluyum, bu çok büyük bir huzur kaynağı, bu esenliğim için şükretmeliyim” cümlesini tekrar etmeniz ya da buna benzer bir yönerge cümlesini zihninize öğütlemeniz, çocuklarınızla ya da sevdiklerinizle birlikte olduğunuz anlardan keyif almayı öğrenmek için yeterlidir. Anı doyasıya yaşamamının bir yolu da –kulağa her ne kadar sevimli gelmese de- yaptığınız ve içinde bulunduğunuz o anı son kez yaşıyor olabileceğiniz ihtimalini düşlemektir. Bu düşsel sahneler, elbette durup dururken karamsar bir tablo çizip tadımızı kaçırmak olarak yorumlanmamalıdır. “Son an sahnesi”ni düşlemek aksine sevdiklerimizle ve ailemizle yaşadığımız anın kadrini kıymetini ve neşesini bize derinden  yaşatacak hissel bir tedbirdir. Bu hayali sahneler, aile içi olası anlaşmazlık ve çatışmalar konusunda da ihtiyacımız olan “tolere etme” becerimizi arttıracak etkili bir zihinsel motivasyondur. Kendine karşı saygılı olmalı ve bu saygı anlayışı içinde başkalarının da varlık alanına ve kişilik özelliklerine saygı duymalıdır. Karşımızdakinden değişmesini istemek onun varlık alanına bir saldırıdır. Bizi “sevgi” adına değiştirmek isteyen birinin bu isteğine ne kadar direnç gösterir ve öfkelenirsek, bu haksız isteğimiz karşısında da aynı tepkiyle karşılaşacağımızı kestirmeliyiz. Kişinin kendi ve sevdiklerinin gelişimine izin vermesi, bunun için fırsatlar hazırlaması “saygı duyma” ediniminin bir sonucudur. Bir bilgiyi bilmekle, öğrenmekle o bilgiyi içselleştirmek farklı şeylerdir. İçselleştirmek, o bilgiyi yaşamınıza katmanız anlamındadır. Öğrendiğiniz davranış biçimiyle bütünleşmenizdir.

Nilgün Güler

Çocuk Eğit


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder